25 Mayıs 2016 Çarşamba

Instagram yeni mutluluk terapimiz mi?

Seviyorum Gülse'yi! Şehirli, modern, akıllı ve eğitimli... Aşağıdaki yazısı son dönemlerin çok bizden bir tarafı. Keyifle okudum, paylaştım. Buyurun...
Ne şahane hayatlarımız var Instagram'da değil mi? Pürüzsüz ciltlerimiz, şahane tatillerimiz, arkadaşlarımız eşliğinde, kahvenin yanında lokum keyfiyle, manzaralı fonlarda gülümseyerek, hayat geçip gidiyor... Ki sanırım bu anlar, normal bir insanın hayatında yılın 25-30 gününe filan tekabül ediyordur! O zaman niye? 
Alain de Botton, Statü Endişesi’nde şunları anlatır: Başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu ve başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi, insanoğlunda evrensel bir endişe yaratıyor. Bunun için güzel, başarılı, zengin olmak, şık evlerde oturmak istiyor, bunlara mecbur hissediyoruz. Tabii kendi çevremizin standartlarıyla. Yani diyelim ki ayda 4000 TL maaş alıyorsunuz. Eğer etrafınızdakiler ortalama 2000 TL alıyorsa, havanızdan geçilmez, içiniz bu konuda rahattır. Ama aniden tüm tanıdıklarınız 6000 TL kazanmaya başlarsa, kendinizi felaket hissetmeye başlayabilirsiniz.

Instagram, her şeyden önce bu statü endişemizin biraz üstesinden gelmemize yarıyor. Evimizin en güzel köşesini, para biriktirip aldığımız marka elbiseyi, yeğenimizin düğünündeki en makyajlı ve rötuş sayesinde en ince halimizi, kırk yılda bir gidebildiğimiz pahalı bir kebapçıdaki neşeli fotoğrafımızı instagrama koyup, kendi imkânlarımız ölçüsünde, sanal da olsa ‘havalı’ bir hayat yaşıyor gibi yapıyoruz. Çevremizdeki hiç kimseden, çok şükür ‘eksik kalmadan!’

Ne var ki son elli yıldır yapılan tüm araştırmalar, paraydı, güzellikti, evdi, bu ‘statü endişesi’nin konusu olan değerlerin insana kısa vadeli mutluluklar verdiğini ortaya çıkardı! Mesela: Piyangoda büyük ikramiye kazananlar, müthiş bir mutluluk yaşıyor. Ama ne olursa olsun, en fazla 2 ay içinde, bileti alırkenki mutluluk seviyelerine düşmüş oluyorlar. Yani arkadaşım, 20 milyon dolar da kazansan, mutluluğu 2 ay sürüyor!
Peki insanı uzun vadeli, hatta hayat boyu mutlu eden şeyler ne?

Çok tuhaf ama, içgüdüsel olarak bunları da hissedip, Instagram yoluyla sağlamaya çalışıyoruz. Mesela:

-Çalışmak, üretmek, bu üretimin alkışlanması: Marangoz da olsan, sanatçı da, ev kadını da, sevdiğin aktiviteyle uğraşıp bunun karşılığında övgü almak, insanı hayat boyu mutlu ediyormuş. Bilimsel araştırmalar diyor, ben demiyorum. Bakın bir Instagram’a. Yapmış olmakla gurur duyduğumuz şeylerle dolu: Ödüller, diplomalar, elle hazırlanmış güzel yemekler, tutulmuş bir balık, yeni ofisimizde terfi etmiş şekilde masada otururken bir fotoğraf, hatta dünyanın en güzel bebeği olduğu şüphe götürmez yavrumuzun bir pozu! Bunu ben yaptım ve çok iyi yaptım, hadi alkışlayın!

- İyilik yapmak: Vakıf da kursanız, yarım saat evde sıkılan anneannenizi de ziyaret etseniz, iyilik yapmak serotonini yükseltiyormuş. Instagram’daki sosyal sorumluluk çağrıları, kediye köpeğe yuva bulma çabaları, yardım toplama kampanyaları... Harika insanlarız şüphesiz, ama biraz da iyi hissetmek için mi harikayız acaba?

- Şükretmek: Beyni çok ciddiye almayın. Sonuçta yağ ve sudan oluşan 400 gramlık bir şey. Mesela birine gülümsediğinde, sahte bir gülümsemede bile, beyin mutlu olduğunu sanıp serotonin salgılıyormuş. Yani şükrettiğinde, hayatın nasıl olursa olsun, beynine “Her şey yolunda, durum gayet iyi” sinyalleri yollamış oluyorsun. Instagrama göz atın. Ne çok “Şükürler olsun”, “Çok mutluyum”, “Maşallah bize”, “Keyfimiz yerinde” mesajı olduğuna inanamayacaksınız!

- Sosyal hayvan olmak, eş dost: Bütün araştırmalar göstermiş ki insanoğlu yalnız yaşayamıyor. Zira hayatta kalması için pençeleri ve güçlü dişleri yok, ancak topluluk halinde yaşarsa güvende olan bir hayvan. Aynı sebepten instagram bazısını senede bir kez gördüğümüz arkadaşlarımızla dolu. Grup halinde gidilmiş yemekler, kankayla kahveler, partilerden anlar, bayram ziyaretleri... Yalnız geçen zamanları ne yapacağız? Selfie’sini çekip instagrama koyunca yalnız olmuyorsun işte, mevzu biraz da o!

- Aidiyet duygusu: Öncelikle, yukarıda anlattığım sebepten, insanoğlu daha güvende hissetmek için aidiyet istiyor. Kendi kabilesine sahip olmak yani. Futbol takımına, bir dine, bir arkadaş grubuna, bir şehre aidiyet... Bunun için, sosyal medya takım taraftarlığı, hemşerilik, dini inanca, ülkeye dair özel günler için dilek ve kutlamalarla dolu. Instagram kendi uluslararası aidiyetini de yaratmış durumda. Niye dünyanın farklı yerinden insanlar dönem dönem benzer pozlar veriyor? Miley Cyrus’ın, Gigi Hadid’in, komşumuz Özge’nin çektiği, yeni moda olan ‘fonu deniz manzaralı ayağımız’ fotoğrafından biz de koyalım ki, kendimizi iyi hissedelim. Hem aidiyet arayan bir sosyal hayvan olduğumuz için, hem de havalı şeyleri kaçırıp statü endişesi yaşamamak için!
Instagram en yüzeysel şekliyle de, en içgüdüsel haliyle de, ‘mutluluğu’ aradığımız, tırmaladığımız bir platform mu, yoksa sadece bir fotoğraf albümü mü?
Ben ilki diyorum...

4 Ağustos 2015 Salı

Yola Yeni Çıkanlara

Çok severim Gülay Akçakoca yazılarını... Bu yazısı da biz yeni mezunlar için... 

Yıllardır odamdaki panoda durur, motivasyon köşemde :) Dün tekrar okudum, yine iyi geldi. Paylaşmak istedim...

Nihayet bitti okul, emeğinin, zorlukların ve uykusuz gecelerin simgesi olan kepini fırlattın seni bekleyen geleceğine…
Şu günlerde her yerde “başarılı olmanın yolları”, “iyi bir kariyerin püf noktaları”, “mülakatta nasıl etki yaratılır” başlıklı ve daha buna benzer bir sürü içerik paylaşılıyor, sana nasıl başarılı olacağını anlatıyor. Mutlaka bir tanesini okumuşsundur.
Ben o yazılardan biraz daha farklı bir yazı yazacağım sana. Neden mi? Çünkü senin hayatında “başarı” hiçbir zaman tek başına yeterli olmayacak, “muhteşem başarılarla” dolu bir yaşam asla tatmin etmeyecek seni ve arayışa girmeye başlayacaksın. Kendine sadece “kariyer” tasarlarsan başarılı olabilirsin belki, peki mutlu olacak mısın?
Gelecek hayatında başarılar kazanabilirsin; ancak asıl kazanman gereken kişisel bütünlüğün. Kişisel bütünlüğünü kazanmadıkça, iç barışını yakalayamadıkça ruhun huzura kavuşmayacak, hep bir şeyleri arama telaşında olacaksın!
Bunun için “sadece kariyer değil, bir hayat tasarlamalısın kendine”.
Mutlu olacağın bir hayat…
Dolu dolu, soluk soluğa, özgürce ve tutkulu yaşayacağın bir hayat!

Nasıl mı olacak bu? Şimdi dinle beni…

Henüz yolun başındasın, yeni bir hayat, yeni bir macera başlıyor.
Hayallerin var, isteklerin var, planların var... var da var! Ama korkuların, kaygıların, tedirginliklerin de var değil mi? Bilmiyorum sanma, ben de geçtim çünkü bu yollardan. İşte yolculukta yanına alacağın ilk şey; “cesaret”. Korkularını ne kadar yenersen o kadar özgür olursun, ne kadar özgür olursan hayatla da o kadar uyumlu olursun!

Daha sonra mı? Daha sonrası burada işte…

• Önce mutlu olmayı iste, mutlu olduktan sonra başarı gelir, gelmezse de sen zaten nasıl mutlu olacağını öğrenmişsindir, gerisi önemli değil. Ama önce başarı istersen unutma ki her zaman başarı yanında yol arkadaşı olarak mutluluğu getirmeyebilir. Sonra da arar durursun içindeki sıkıntının sebebini.
• Sürekli arayış derin bir mutsuzluğa yol açar, ara tabii ama sürekli arama. Bulduklarınla da yetin.
• Başkalarının şekline, başkalarının kalıbına girme, mutsuz olursun. Girmeni isteyenlerini de uzaklaştır, onların senin hayatında olmasına gerek yok!
• Egonun esiri olma, ego canavarı olursan hiç kimse seni sevmez; ama önce sen kendini sevmezsin.
• Hırslı olma, azimli ol. Çünkü hırs aslında sahibine zarar verir. Hırs geriletir; ama azim geliştirir.
• Hayatla mücadele etme, onunla dans et. Dans ederken de hangi şarkının çalacağına sen karar ver.
• Dans ederken de partnerin olan hayata “tutkuyla sarıl”. Ondan kolay vazgeçme, bak demedi deme, hayat hep kolay vazgeçenlerden alıp hiç vazgeçmeyenlere verir.
• Bağışla… Bağışladıkça özgür olursun. Acıları, aldatmaları, nefreti, zulmü, yıkılan hayallerini, öfkeyi, şiddeti, geçmişi, geçmişindeki seni ve geçmişindeki diğerlerini bağışla.
• Beklenti içerisinde olma. Ne kadar çok beklersen o kadar çok mutsuz olursun. Kayığını bir başkasının çekmesine gerek yok ki canım, sen, kendin kürek çekebilirsin pekâlâ.
• Değerli vaktini dedikodular, olumsuz düşünceler, kontrol altına alamayacağın “nedenleri” sorgulamak ile harcama.
• Her gün müzik dinle, çok iyi geliyor.
• Dostlarını ve aileni asla unutma, onları sev ve say. Bu sana hayatta çok büyük güç verir.
• Her yıl bir önceki yıldan daha fazla kitap oku. Bilgi, özsaygı demek, bilgi saygınlık demektir. Ne kadar çok bilirsen saygınlığın o kadar artar.
• Daha çok fıkra öğren, kahkaha at ve attır. Kahkaha hayattır, aşktır, ışıktır.
• Sana benzemeyeni de kabul et. Bunu yapabilirsen, birçok şeyi yapabilirsin aslında.
• Günde en az bir defa başını kaldır ve gökyüzüne bak. Orada çok şey göreceksin, eminim.
• Tek düzeliğin, rengi olmayan kopya yaşamların içine hapsetme kendini.


Ve Sevgili Yolcu, en önemlisi ne biliyor musun?
“Hiçbir zaman tükenme, tüketme ve tükettirme”.

20 Ekim 2014 Pazartesi

Hayatı Daha Zinde Yaşamak İçin

Bugüne kadar 20 farklı ülkede 10 binden fazla kişiye eğitim veren Spa Gurusu Üstat Hu, hayatı daha zinde yaşamak için 10 ipucu paylaşmış. Üstat Hu, egzersiz ve meditasyon üzerine kurulu zindelik felsefesi 'Shaolin Kung Fu' ve 'Tai Chi' uzmanı. Şuanda Türkiye'de.

Hürriyet.com.tr'de bugün okuduğum ve Sibel Arna'nın hazırladığı yazıya göz atmanızı öneriyorum.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/seyahat/27409846.asp 

HAYATI DAHA ZİNDE YAŞAMAK İÇİN 10 İPUCU 
 Dünyayı dolaşın, görün ve karşınızdaki insanlara kalpten davranın.
Tatlar, beslenmede önemli yere sahiptir. Ekşi karaciğeri, tatlı dalağı, keskin tatlar kalbi,  tuz böbrekleri ve baharatlı yiyecekler akciğeri yansıtır. Örneğin, fazla tuzlu yemek tüketmek böbreklerinize zarar verir. Yemek yerken sadece dengeli beslenmeye değil tatları da dengelemeye özen gösterin.
 Düzenli olarak ve yeterli miktarda yemek yiyin; çok geç saatte yemek yemekten kaçının. Zengin bir kahvaltı, sade bir öğle yemeği ve hafif bir akşam yemeği öneririm.
Kaliteli bir uyku için doğru pozisyonu almak şarttır. Budizm’de ‘Jı Xiang Wo’ diye adlandırılan sağ yanınıza yatma pozisyonunu öneriyoruz. Fazla uykudan kaçının, kaliteli uyursanız 6 saat yeterli olacaktır.
 Egzersiz yaparken sevdiğiniz bir ortamda olmalısınız. En güzeli doğaya dönmektir, denizi ya da dağları öneririm.
 Kitap okuyun, yazı yazın. İkisi de gerçek birer içe bakış pratiğidir. Rahatlamak için Çin kaligrafisini deneyebilirsiniz.
 Sevdiğiniz tür müziği ya da doğayı anımsatan yumuşak ezgiler dinleyin.
Daha fazla çay, özellikle en sevdiğiniz çayı tüketin.
 Meditasyon yapın, kendinize temel duygunuzun nasıl olduğunu sorun ve bu duyguyu takip edin.
Aileniz ve arkadaşlarınızla konuşun, onlarla mutluluğunuzu da üzüntünüzü de paylaşın.

18 Ekim 2014 Cumartesi

Huzurun ve Zamanın Başlangıç Noktası Greenwich

Yemyeşil ve sık ormanlarla kaplı sessiz bir yürüyüş yolundayım, kulağımda James Blunt’ın dinlendirici sesi, hava puslu, mevsim sonbahar, istikamet dünyanın merkezi Greenwich.

Greenwich-indigodergisi
Herkesin ilk ve orta öğretim yıllarında bir ders saati bile olsa mutlaka işlediği bir konudur Greenwich. Dünyanın merkezi veya zamanın başlangıç noktası olarak bilinir. Hepimiz için daha o yıllarda bir merak konusu haline gelen bu şirin kasaba aynı zamanda huzurun da merkezi.
24976598
Greenwich Kraliyet Rasathanesi’ni her gün çok sayıda turist ziyaret ediyor. Buraya ulaşmak isteyenler parklarla çevrilmiş yemyeşil bir tepeye tırmanıyorlar. ‘Sıfır noktasını’ simgeleyen çizginin ve çelikten yapılmış yapının çevresinde uzun kuyruklar oluyor. Hatıra fotoğrafı çektiren ziyaretçiler arasında dünyanın her bölgesinden gelen meraklılar bulunuyor.
IMG_1818
Thames Nehri kıyısında bulunan Greenwich, şirin restoranları, muhteşem doğası ve sıcakkanlı insanları ile ziyaretçilerinin içini ısıtan bir yer. Koca bir günü hiç çekinmeden buraya ayırıp Greenwich Pazarı’na uğramanızı, alışveriş yapmasanız bile orijinal sanat çalışmaları, antikalar ve değişik el işleriyle renklenen tezgâhları görmenizi öneriyorum.
Screen-Shot-2014-09-10-at-12.37.56-PM
Ayrıca Greenwich’de çok büyük bir deniz müzesi bulunuyor. İçerisinde etkileyici fotoğraflar yakalamak mümkün. Devasa maket gemiler, heykeller ve deniz eşyaları yer alıyor. Sevimli bir alışveriş bölümü var. Çoğu denizcilikle ilgilenenler olmak üzere bir çok kişi çeşitli malzemeler satın alıyor.
IMG_1771 IMG_1779
Kuzeyin bu sevimli kasabasına uğrayıp da balık yememek olmaz. Özel dizaynlı kafelerde kendinize güzel bir balık ısmarlayıp günü Thames’ın görkemli manzarasını seyrederek kapatın.

15 Ekim 2014 Çarşamba

8. Beyoğlu Sahaf Festivali

Beyoğlu Belediyesi tarafından her sene düzenlenen 'Beyoğlu Sahaf Festivali'nin 8. si bu yıl 17 Eylül - 07 Ekim 2014 tarihleri arasında Tepebaşı'nda düzenlendi.



Kitapların ruhuna tanık olup bu güzel dünyanın içinde yer almak isteyenler bu yıl da festival alanına akın etti. Çok keyifli ve kültür seviyesi yüksek sohbetlerin yapıldığı festival, birbirinden renkli sahaf tezgahlarına ev sahipliği yaptı. Çeşit çeşit plaklar, nostaljik eşyalar, tozlu raflardan indirilmiş kokulu kitaplar ve dijital ortama geçmeden önce herkesin itinayla arşivlediği fotoğraf albümleri... Hepsi meraklılarına ulaşmayı bekliyordu.



Wolfgang Van Goethe'nin dediği gibi 'kadınlar gençlik için, yemek doymak içindir.' Dostlar; cemiyet için, seyahatler öğrenmek için, ev; çiçek,taş ve antika şeyler satın almak içindir, bunlar daha sonra insanı fazla ilgilendirmez. Kitaplar; hem gençlik, hem ihtiyarlık, hem hastalık, hem açlık, hem yel, hem yağmur, hem de soğuk içindir.

2 Ekim 2014 Perşembe

Gezimanya ile Söyleşi


http://gezimanya.com/Soylesiler/eren-erdinc-cok-kucuk-yaslarimdan-itibaren-yazdigim-ve-yillar-sonra-kitaplastirmayi

24 Eylül 2014 Çarşamba

İstanbul’un Arka Sokak Mekanları

Tarihi Yarımada’dan Boğaz’a, Karaköy’den Adalar’a kadar her yönüyle bir hazinedir, İstanbul. Herkesin kendini iyi hissettiği ve bulunmaktan hoşlandığı bir köşesi muhakkak vardır bu şehrin. Ben arka sokakların ruhunu sevenlerdenim… 

48106_18309
Zaman zaman sırt çantamı alıp düşüyorum yollara. Özellikle yalnız olmayı tercih ettiğim turlar yapıyorum. İstediğim rotaya istediğim gibi yürüyebilme özgürlüğünü seviyorum. Arka sokaklar deyince de Cihangir, Üsküdar, Balat, Galata ve Moda başı çekiyor benim için. Siz de benim gibi zaman zaman rutinlerin dışına çıkmayı, turistlerin yaptığı gibi şehrin farklı rotalarında konumlanmayı seviyorsanız İstanbul Life Dergisi’nden de ilham alarak hazırladığım İstanbul’un arka sokak önerilere bir göz atın derim.

Kahvaltı

Cafe Firuz’a bayılıyorum. En yakın dostlarımla en sık geldiğimiz yerlerden biri diyebilirim. Cihangir’in tam merkezinde yer alan çok sevimli bir yer burası. Biz genelde bahçesini tercih ediyoruz, kış ayları bile olsa orada olmaktan keyif aldık hep. Geleneksel sıcak simit, peynir ve çay ile yapacağınız kahvaltı kendinizi çok iyi hissettirecek. Patates ve kimyonla yapılan omlette tercih edilmesini önerdiğim alternatiflerden.
b_galeri_03
Van Kahvaltı Evi önerim yine Cihangir’den. Çok meşhur olan Van Kahvaltısı adına yaraşır bir mekan burası. Kahvaltı diye girip öğle saatlerine kadar çıkamamak veya tek öğünle günü kapatmak Van Kahvaltı Evi’ne gittiğim günlerde sık yaşadığım bir durum benim için. Siz de taptaze ve çeşit çeşit kahvaltılıklardan doyasıya yemek, Van’ın meşhur otlu peynirini ve murtuğasını tatmak için Cihangir’de bulunan Van Kahvaltı Evi’ne muhakkak uğrayın.
6305337473_f72043f1b0_z
Limonlu Bahçe Beyoğlu’nun kalabalık caddelerinden uzaklaşmak isteyenler için huzur dolu bir mekan. Yeşil, sakin ve uzun soluklu sohbetlere elverişli gizli bir bahçe adeta. Günün her zamanı çok güzel burası, benim için kahvaltı rotası olarak tercih sebebim oldu hep. Eski kaşarın değişik türlerinden oluşan peynir seçkisi alışagelmiş kahvaltı noktalarınınkini geride bırakıyor. Zeytinler taze servis ediliyor ve ceviz ile reçeller de kahvaltıya ayrı bir hava katıyor.
Limonlu-Bahce1
Privato Galata’nın en gizli hazinelerinden. Burada olmaktan inanılmaz mutlu oluyorum. Girdiğim zaman uzun bir süre çıkmadığımı itiraf etmeliyim. Bu kafe İstanbul’un en iyi kahvaltılarından birini sunmaya aday olmakla kalmıyor, personelin candanlığıyla da insana huzur veriyor. Ben gibi Galata ruhuna aşık insanlar için muhakkak uğranması gereken bu mekanda pancake’ler muhakkak denenmeli.
4privato

Akşam Yemeği  

Cochine Uzak Doğu ve Avrupa mutfağını birleştiren bir mönüye sahip. İçi Fransız evi kıvamında dekore edilen mekanda blues’dan jazz’a, swing’den bossanova’ya uzanan müzik geceleri düzenleniyor. Beyoğlu’nun güzel bir köşesine konumlanmış Cochine’da Vietnam noodle çorbası ve Asya mantarları muhakkak denenmesini önerdiğim lezzetlerden.
cochine-2
Yer Moda’nın samimi ve şirin bir köşesinde yer alıyor. Etkileyici lezzette yemekleri var. Dünya mutfağının çeşitli örneklerini bulabileceğiniz mönüde türk mutfağına da rastlamak mümkün.
Gourmet-Chicken-1024x682

Kahve Dükkanları

Ülkemizde yeni yeni kültür haline gelmeye başlayan kahve dükkanları son zamanlarda oldukça ilgimi çekmeye başladı. Özellikle de arka sokaklarda sıkışmış kalmış olan ve yer yer nostaljik havaların estiği bu mekanlara gitmekten oldukça keyif alıyorum. Çok hoş sunumlar çıkıyor karşıma, Orta Avrupa’da sık duyduğum cinsten melodiler geliyor kulağıma.
Brew Lab kısa bir zaman önce şans eseri uğradığım ancak gerek tat, gerek mekan, gerek sunumlar, gerekse çalışanları ile müdavimi olduğum bir yer haline geldi. Muhakkak uğranmalı!
coffee-brew-lab
Çekirdek Anadolu Yakası’nda en sık gittiğim kahve dükkanlarından biri. Sumatra çekirdeğinden yapılan enfes kahveleri var. Tadına doyamayacağınız brownie ve havuçlu keki denemeden mekandan ayrılmayın.
cekirdek-12
Yürüyüş parkurları, lezzet durakları, tarihi çarşıları ve kutsal mekanları… İstanbul her köşesiyle adeta cennet şehir. Arka sokak ruhu ise bambaşka. Yaşanmışlıklar, tarihe karşı koyan yapılar, hepsinde çeşitli anıların saklandığı rengarenk evler…

http://indigodergisi.com/2014/09/istanbulun-arka-sokak-mekanlari/